İyi Atıcı Olmanın Temel Kuralı



İyi bir atıcı olacağınıza inanır, zihninize bunu kazırsanız, yarı yarıya amacınıza ulaşmışsınız demektir. Bundan sonra gereken adımları atmak kalır geriye. ınsan bilinçli olarak düşünebildiği, güvenle beklediği ve mümkün olduğuna inandığı herşeyi yapabilir. Evren sınır koymaz; bizi sınırlandıran kendi önyargılarımızda.



Bu noktada öncelikle iyi bir atıcı olacağımıza inanmak ve içtenlikle bunu istemek zorundayız. Bu zorlaştıkça bilinçaltı kortekslerine kodlanacak, beyne kodlanan bu isteğin ve inancın gerçekleşmesine engel olacak herşeyi yok etmenin bir yolunu mutlaka bulacaktır. Yeter ki siz isteyin ve kendinize güvenin.


Bir atıcı arkadaşımız antremanlarda harikalar yaratırdı. Oldukça iyi atışlar yapardı. Hatta antremanlarda bu arkadaşı kimse geçemezdi. Ancak yarışma günü geldiğinde herşey değişirdi. Yarışma psikozuna giren bu arkadaş, düşünce kontrolünü tamamen yitirdiğinden bilinçaltında kodlanan olumsuzluklarının esiri olur ve asla dereceye giremezdi. Çünkü bilinçaltında "ben antremanlarda iyi atarım, fakat yarışmalarda iyi atamam" önyargısı kodluydu. Bu önyargı silahı hedefe her doğrulttuğunda faaliyete geçer ve kötü bir atış yapmasına sebep olurdu. Bu yargısının sebeplerinden biri de rakip- leriyle kendisini sürekli karşılaştırması ve kendisini hep küçümsemesiydi. Kendisini küçümsediğinden dolayı da içindeki o müthiş gücü hiçbir zaman keşfedemedi.


Bir diğer atıcı ise antremanlarda vasat olmasına rağmen yarışma günü adeta canavarlaşıyordu. Çünkü o, beynini şu şekilde kodlamıştı; "antremanlarda vasat olabilirim, ama yarışma esnasında antreman puanımın her zaman en az 10 veya 20 puan yükseğini atarım". Doğal olarak kendine güvenen ve atacağına inanan bu atıcı yarışmalarda hep dereceye girdiği gibi çoğu zaman da altın madalya almıştır.



İyi bir atıcı olan bu şahıs, genelde hatalardan korkmamıştır. Aksine hep kendinde hata aramış ve bulduğu hataları sürekli düzelterek mükemmele doğru bir yolculuk yapmıştır.


Düşünün; hata yapmış olmaktan korksaydı başarılı olabilir miydi sizce? Bu konuda, patlama korkusunu yenmek için takip edilecek yol, güze! bir örnek teşkil etmektedir.


Genelde tüm insanlar, iyi atıcıların patlama sesinden irkilmediğini düşünürler. Ancak yanılırlar. Her atıcı patlama sesinden korkabilir ve irkilebilir. Fakat diğerlerinden farkı patlama sesini duyduktan sonra irkilmeleridir. Diğerleri ise daha patlama sesini duymadan irkilerek nişan hattını bozduklarından hep kötü atış yaparlar. Hatta bunu netleştirmek için 2-3 defa üst üste atış yapan birine bir sonraki atışında, hissettirmeden boş bir silah verdiğinizde veya sürpriz atış yaptırdığınızda, daha tetiği çekme- den irkilerek silahın namlusunu aşağı doğru ani bir refleksle indirdiğini görürsünüz. Ve tam tersi; dolu bir silahı boş diyerek aynı şahsa verip atış yaptırdığınızda hiçbir irkilmenin olmadığını görmeniz çok normaldir. Bunun sebebi şudur: Patlama sesi; çekirdek namluyu terkettikten sonra hava ile temas etmesinden meydana gelmektedir. Yani ses, çekirdeğin silahı terketmesinden sonra oluşur. Siz bu noktada gerçekten patlama sesini duyup irkilseniz bile, çekirdek atış hattı düzgün iken namluyu terkettiğinden hedefi vuracak ve nişan hattının bozulması bu sonucu değiştirmeyecektir. Ancak genelde herkes patlama sesinin, iğnenin kapsüle çarpması ile meydana geldiğini zannettiğinden ve patlama sesiyle irkilmenin aynı anda olması ön kabulünü bilinç altına kodladığından, horoz iğneye temas etmeden önce irkilme refleksini harekete geçirirler.


Diyeceksiniz ki "iğnenin kapsüle vurması ve çekirdeğin namluyu terketmesi arasında ne kadar zaman geçiyor ki?". Evet doğrudur, bu iki olay arasındaki zaman süreci belki saniyenin binde biri kadardır. Ancak unutulmamalıdır ki siz irkilme refleksinizi saniyenin binde biri bir süre kadar geciktirirseniz başarılı olursunuz. Patlama sesinden korkan insan bu bilgiyi elde ettikten sonra bilinç altındaki eski hatalı bilgiyi onarmakta ve bu yeni bilgi doğrultusunda antremanlar yapmaya başlamaktadır. Ve inanın, %95 oranında insanın bu patlama korkusunu yendiğine tanık olursunuz.


Yine aynı şekilde, herkes iyi atıcıların ellerinin hiç titremediğini zannetmektedir. Oysa gerçek şudur ki tüm iyi atıcıların da elleri her zaman titrer, hiçbir insan vücudunun doğal salınımına engel olamaz. Bu ön kabulle hareket eden iyi bir atıcı, arpacık ve gez ayarını iyi yaptıktan sonra hedef üzerindeki salınımın en aza indiği noktada tetiğe baskı uygular, ateş eder ve hedefi vurur. Ama bunu bilmeyen- ler titremenin geçmesini ümitsizce bekler dururlar. Fakat salınım bir türlü yok olmaz.


Bu esnada vücut ve kol ile birlikte zihin ve gözler de yorulmaktadır. Ama bilinçaltında "salınım dur- madan ateş edilmez" önyargısı kodlu olduğundan ateş de edemez. Bu, bir müddet sonra korkunç bir stres yaratır ve zihin, kontrolü kaybederek bilinçsizce bu işkencenin sona ermesi için ateş emrini verir. Sonuç; kötü bir atıştır.


Bu atıcının, yanlış kodlamasını değiştirerek, "her insanın eli atış anında salınım halindedir" kodunu yeniden işlemesi gerekmektedir. Bu işlem bittikten sonra bilinçli olarak antreman yapan insanların yine en az %9O-95 oranında başarılı olduklarına tanık olursunuz.


İnsanlar genelde motivasyon eksikliğinden yakınırlar. Atışta motivasyon aslında tüm enerjinin iyi bir atış yapma isteğine yönlendirilmesi işlemidir. Heyecan ve korkunun kontrol edilmesi bu noktada çok

önemlidir. Atıcının tüm enerjisini ve dikkatini atışa verebilmesi için, içinde var olan heyecan ve korkuyu kontrol etmesi gerekir. Heyecan ve korkunun yok edilmesi doğru değildir. Atıcının içinde korku ve heyecan olmalıdır. Kontrol edilen korku ve heyecan pozitif bir etki yapmakta, lokomotif görevini de yerine getirebilmektedir.

Ancak siz bu korku ve heyecanı kontrol edemediğinizde onlar sizi kontrol etmeye başlar, tüm benliğinizi sarar, bir virüs gibi zihinsel faaliyetlerinizi altüst eder ve bilinçli karar vermenizi engeller.


Korku ve heyecanın kontrolünüze geçmesini istiyorsanız, öncelikle bunların kontrol edilebilir, hatta yok edilebilir duygular olduğuna inanmanız gerekmektedir. Korku ve heyecan, böbrek üstü bezlerinin adrenalini fazla salgılamasından kaynaklanmaktadır. Bunun sonucu kandaki Oksijen (O 2) azalmakta ve beynin tehlike sinyallerini fazla üretmeye başlaması sebebiyle vücut savunma mekanizmasını harekete geçirmektedir. Ama siz kendinizi tehlikenin olmadığına inandırır veya düşüncenizi atıştan başka yönlere doğru kaydırmasını bilirseniz, bu sinyaller makul bir seviyeye inecek ve adrenalin azalarak heyecan ve korkunuz kontrol edilebilir bir düzeyde kalacaktır,

Kaynakça: Akademi Özel Güvenlik Eğitim Merkezi, Yayınları

153 views0 comments

Recent Posts

See All
®

Address

Mecidiyeköy Mah. Mecidiye Kuyu Sok.

No: 42/A, 34387 Şişli

İSTANBUL / TÜRKİYE

T: +90 212 288 38 38

E: info@poligonclub.com

Visit

Information

Social media

SUBSCRIBE TO OUR SITE
Be aware of the campaigns.